İntihar Vakaları

İntihar Vakaları
İntihar Vakaları

Son yıllarda medyada farklı yollarla intihar girişimleri haberlerine sıkça rastlamaktayız. Aşırı dozda ilaç alımı, silahla kendini vurma, kendini asma, yüksek bir yerden atlama gibi şekillerde hayatına son verme girişimlerine başvuran bireyler karşımıza çıkıyor.

Sadece ülkemizde değil tüm dünyada bu tip vakalar en önemli ölüm sebeplerindendir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, toplumda ilk on ölüm nedeni arasında. 15-24 yaş grubunun ölüm nedenleri arasında ise bu durum ikinci sırada yer almakta.

 

Bu tarz girişimlerde bulunan kişiler gerçekten ölmek arzusunda olabileceği gibi, bu davranışıyla ruhsal acısını, çaresizliğini, umutsuzluğunu dile getirme amacında da olabilirler. Ülkemizde batı toplumlarına göre daha düşük düzeyde intihar vakaları olmasına karşın, özellikle gençlerde bu oranı yükselttikleri görülmekte. Ülkemizde üniversite öğrencileri arasında yapılan bir çalışma, gençlerin %42’sinin bir zaman kendini öldürmeyi düşündüğünü ve %7’sinin girişimde bulunduğunu saptamıştır (1). Bu oran bize gençlerde dikkat edilmesi gereken bir durum olduğunu söylemektedir.

 

Ruh sağlığı profesyonelleri olarak bizler, bir defa bile olsa kişinin aklından kendini öldürme düşüncesinin geçmesinin dikkate alınması gerektiğini savunmaktayız. Ki nitekim yapılan bir çalışmada, intihar fikrinin dile getirilmesinin bu girişimini yordayan önemli bir etken olduğu gösterilmiştir (2). Bu nedenle, eğer yakınlarınızda kendini öldürme düşüncesi olan kişiler varsa, en yakın zamanda mutlaka bir uzmana başvurması gerektiği konusunda onu bilgilendirmeniz intiharı önlemek için çok ama çok önemlidir.

 

Bir insanın yaşamına neden son vermek istediği, bu davranış için risk faktörlerinin neler olduğu bir çok çalışmada araştırılmıştır. Öncelikle erişkinlerde yapılan çalışmalarda umutsuzluk ile intihar girişimi arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Bu demek oluyor ki kişinin umutsuzluk düzeyi arttıkça bu eyleme eğilimi daha fazla oluyor. Hayata dair bir umudu kalmayan kişiler daha kolay hayatına son verebiliyor. Buradan hareketle depresyonun intihar ile en ilişkili ruhsal bozukluk olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü depresyondaki kişide yoğun olarak umutsuzluk ve çaresizlik duyguları ön plana çıkmaktadır. Bunun yanında olayı tetikleyen unsurların aile içi sorunlar, erkek yada kız arkadaş ile ilgili sorunlar, sıkıntı verici yaşam olayları, madde kullanımı, göç, psikiyatrik hastalıklar, yalnız yaşama, düşük sosyoekonomik düzey gibi faktörler olduğu bilinmektedir (4)

 

Ergenlerde İntihar Vakaları

Ergenlerde ise bu girişimlerin yaklaşık üçte ikisinin ölme arzusundan farklı güdülerle gerçekleştirildiği bildirilmiştir. Asıl motivasyonun başkalarını etkilemek, dikkat çekmek, sevgi ve nefreti iletmek ya da hoşnutsuz bir durumdan kaçmak olabileceği düşünülmektedir (3). Burada ebeveyn tutumları önemli bir yere sahiptir. Ergenle güvenli bir ilişki kuran ebeveynler, onun duygularını ifade etmesine olanak sağlamaktadır. Aileler ergene ne olursa olsun koşulsuz sevildiğini hissettirmekle yükümlüdür. Ergenin başına gelen olumsuz durumlardan kaçmak yerine paylaşmasına izin vermek ve beraberce çözüm aramak ergenin yalnız olmadığını hissetmesini sağlar. Cezalandırıcı ebeveynlere ergenin sorunlarını anlatması daha zor olabilir ve bu da ergenin giderek yalnızlaşmasına yol açabilir.

 

Kişi kendini ifade etme biçimi olarak intiharı kullanabilir. İfade edemediği çatışmaları bu yolla çevresine duyurmuş olabilir. Duygularını tanıma ve tanımlama zorluğu çeken kişiler bu duruma daha eğilimli olabilmektedir. Küçük yaşlardan ibaret çocukların duygularını tanımasını, ifade etmesini sağlamak ileriki yaşlarda bu zorlukları aşması için önemli bir yere sahiptir.

 

Özetle, bu davranışından önce bu düşüncesinin farkedilmesi kişinin hayatı için koruyucu bir önem arz etmektedir. Ebeveynlerin, çocuğun kendine zarar vermeyle ilgili bir eylem veya düşüncesi olduğunu farkettiğinde mutlaka bir uzman psikologdan yardım alması gerekmektedir.

 

Referanslar

  1. Dilbaz, N. (2004). Genel bir hastanede intihar girişimlerinin değerlendirilmesi. Kriz Dergisi, 13:1-10.
  2. Voracek, M. (2011). Biological parent suicide and severe psychiatric morbidity are risk factors for suicide in adopted and non-adopted offspring. Evid Based Ment Health, 14:66.
  3. Sayar, M.K., Öztürk, M. & Acar,B. 2000. Aşırı dozda ilaç alımıyla intihar girişiminde bulunan ergenlerde psikolojik etkenler. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, Cilt:10, Sayı:3.
  4. Ekici, G., Savaş, H. & Çıtak, S. (2001). İntihar riskini arttıran psikososyal etmenler. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 2 (4): 204-212.

 

 

MK Psikoloji – Uzman Klinik Psikolog Mehlika Kartöz Balcı

 

Mk Psikoloji ve Diyet Kliniği ‘nin diğer yazılarını okumak için tıklayın.

Konu hakkında bilgilendirme konusunda soru veya görüşleriniz olursa lütfen bizlere iletişim sayfamızdan ulaşın.

Kaynak: https://www.doktortakvimi.com/blog/intihar-vakalari

 

  1. Mr.Erçelik diyor ki:

    Mehlika hanım yazmiş olduğunuz makaleyi okudum bir ebevyn olarak çok ince güzel yerlere deginmişsiniz teşekkürler bilgileriniz için

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir