Danışan Koltuğuna Oturmak

Geçmişte psikoloğa veya psikiyatri uzmanına başvurmak toplum tarafından “deli” olarak etiketlenen bir durum olarak görülürdü. Kişiler gerçekten psikolojik yardıma ihtiyaç duysalar bile etiketlenmemek için destek almaktan kaçınırdı. Son yıllarda insanlarımızın psikoterapiye olan bakışı biraz daha değişti. Her insanın hayatının bazı dönemlerinde yaşadıklarıyla başa çıkamayabileceği, bunun insan olmanın doğasında var olduğu algısı yaygınlaştı. Bu sayede insanların psikoterapiye gitmesi kolaylaştı.

 

Danışan Koltuğuna Oturmak
Danışan Koltuğuna Oturmak

 

İnsanlar bazen bir kaygı sorunu ile, bazen depresyon ile, bazen ise yaşadıklarıyla başa çıkamama ile psikoloğa başvuruyor. Değişim, işin içinden çıkamadığınız durumları farketmeniz ve harekete geçip bunun için bir uzmana başvurmanız ile başlıyor. Aslında ilk aşama psikoloğu arayıp seans gününü ve saatini belirlemek oluyor. Bununla birlikte psikolog ile aranızdaki terapötik ilişki de başlamış da oluyor. Bu başvuru kendi hayatınızı daha kaliteli/ sağlıklı hale getirmek için attığınız ilk adım oluyor. Hepimiz için problemleri yaşarken dışarıdan bakmak çoğu zaman zor oluyor.

 

Sizi hiç tanımayan bir profesyonelden yargılanmayacağınız ve anlaşıldığınızı hissedeceğiniz ortamda bir terapi desteği almak kendinizi tanımanıza ve iyilik halinizin artmasına olanak sağlıyor. Terapi desteği için illa ki bir psikolojik bozukluk durumu olması gerekmiyor. Örneğin sürekli kendinizi aynı tarz ilişkilerin içerisinde bulup, hep aynı şekilde işin içinden çıkılamaz hale gelen durumlar yaşıyorsanız bunun altında yatan psikolojik süreçlerinizi farketmeniz davranış değişikliğini kolaylaştırıyor. Bu değişim için elbette bir iki seans çoğu zaman yeterli gelmiyor. İlk seansınız derinlemesine anamnez alındığı, sizi tanımaya, probleminizi anlamaya yönelik gerçekleştiriliyor ve diğer psikoterapi seanslarının planlamasının yapıldığı bir tanışma seansı oluyor.

 

Danışan Koltuğunda Ne kadar Vakit Harcanır

Psikoterapinin kaç seans süreceği kişinin getirdiği probleme göre, kişinin terapiye olan motivasyonuna ve çabasına göre kişiden kişiye değişen bir süreci içeriyor. Psikoterapi seansları 50dk olarak düzenleniyor. Gizlilik esası ile tüm anlatılanların orada kalacağına ilişkin taahhüd veriliyor. Psikologlar danışanlarına yüksüz, yansız ve yargısız olarak bakıyor ve danışanın etnik kökenine, dinine, inançlarına, yaşam biçimlerine saygı gösteriyor. Kısaca danışan koltuğuna oturduğunuz anda bir uzman eşliğinde kendiniz için çözüm aramaya başlamış oluyorsunuz.

 

Bu yazımızda danışan koltuğuna oturmaktan bahsettik diğer yazılarını okumak için tıklayın.

Konu hakkında bilgilendirme konusunda soru veya görüşleriniz olursa lütfen bizlere iletişim sayfamızdan ulaşın.

Kaynak: https://www.tavsiyeediyorum.com/uzmanyazisi_4768.htm

  1. Handan Erdoğan diyor ki:

    Psikoterapi hizmeti veren bir psikolog olarak makalenizi, toplumu bilinçlendirme adına oldukça faydalı buluyorum. Psikoloğa/psikiyatriste gitmenin “delilik” ile ilgisinin olmadığını artık çoğu insan biliyor. Ruh sağlığı hizmetinin normalleştirilmesi adına bu tarz makaleler oldukça büyük önem taşıyor. Kaleminize sağlık. Başarılarınızın devamını dilerim.
    Sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir